Müfred

Tek başına gezen insana rastlayamıyorum artık, kelimenin kendisi korkunç geliyor insanlara, ‘teklik, tekil, müfred…’ Kelimenin kendisi de zor işte, zor geliyor kendisiyle baş başa bir odada kalmak, bir kafede oturmak çünkü bu zamana kadar ötelediği her şeyle yüzleşmek zorunda, görmek istemediği her huyuyla oturup barışmak zorunda. Kendime katlanamasaydım benim için de zor olurdu yalnızlık, ama ben tüm kötülüğümle, bir parça iyiliğimle tanıyorum kendimi. Bana ait sürpriz olan hiçbir şey yok içimde. En üretken halim odamda kendi başıma yazı yazarken ortaya çıkıyor, beni en iyi tanıyan insan da yine benim.. E gittiğim her yere de götürüyorum onu, keşfediyorum her bir parçamı böylece. 

Yalnızlığı aşamama problemini benim yaşımdaki gençlerde görüyorum, oturup yalnız yemek yemeye korkan insanlar yetişmiş, acı olan şey aslında yalnız yememeleri değil; kendilerini tanıyamamaları. Gün geçtikçe, biraz da büyüdükçe anlıyorum en güzel nimetimin yalnızlığım olduğunu, bir insanı en iyi kendisi anlar; bir tek benim dilimden ‘ben‘ anlarım. Ruhumuza açılan kapıların anahtarlarını başka ruhlarda aramasak, bir kere de kendi içimize baksak düzelecek her şey. Fakat şimdilerde hayatına herkesi alan insanlar kendine yabancı, ne tuhaf. 

Bir cevap yazın