İncelikler

Yıllardır tanıdığınızı düşündüğünüz, her anınızı paylaştığınız, sesli söylemekten çekindiklerinizi anlattığınız o kişinin şimdi tamamen bir yabancı olması ne tuhaf. Söylediği her şey hayatınıza tesir ettiyse, bundan sonra yaşadıklarınızı tek başına tecrübe ettiğiniz düşünmek sahte geliyor. Kendinizden bir başkasıyla paylaştığınız acıları artık tek kişilik aşıyorsunuz. Ondan önceki hayatınızda nasıl taşıdığınızı unuttuğunuz zamanların gelmeyeceğini zannederek yaşadıktan kısa bir süre sonra ruhunuzda taşıyacağınızın haddinden fazlasını hissederek ayağa kalkmaya çalışıyorsunuz. Her zamanki gibi bencillik ediyorum. Yalnızlığımı paylaşmayı sevmediğimi başında beri biliyordum, zaman zaman gelen yalnız bırakılmış olma hissini sevmiyorum sadece. Yüklerimi tek başıma taşıyordum aslında, istediklerimi paylaşıyordum; daha fazlasını yapamıyordum, yalnızlığım bana kalsın istiyordum. Kafana estiği zaman arayacağın biri olması, galiba benim için tüm ilişkilerin tanımı bu oldu. Ben izin verdiğim kadar hayatıma girebilecek biri, kendimden uzaklaşma ihtiyacım olduğunda orada olduğunu bileceğim biri yeterli geliyordu bana. Aşk kavramını çözebilmiş değilim gördüğünüz gibi, benimki mutualist yaşam sadece. Birbirinin kanını emip ondan sonra da istediğin şeyin bu olmadığına karşındaki tarafından inandırılmak benim ilişki diye yaşadıklarım. Keşke olmasaydım diye sarf etmedim kelimelerimi hiçbir zaman, öğretici yolculuklarım oldu; hayattan anladığım şey bu benim işte! Öğrenmek, öğretmek, öğretilmek; deneyimler, yaşanmışlıklar… Bütün hayatıma bir okul gibi bakıyorum, hayran olduğum kişilerin hepsi zamanla benim öğretmenim oluyor; derslerinden geri kalmamaya, her şeyi anlayıp uygulamaya çabalamakla geçiyor o yolculuk. Daha fazla alacak bir şeyim kalmadığında, ben yarı yolda kalıyorum. Boynuz kulağı geçer misali yaşıyorum anlayacağınız. En azından kendime dürüst oluyorum, korkmadan yazabiliyorum bu satırları; tanışmışım kendimle belli ki. Tanımışım tanımasına da aynada gördüğüm yüz her gün değişip farklı hallere bürünüyor, gün geçmiyor ki ben yeni bir benliğe hoş geldin demeyeyim. Her gün farklı bir benliğine uyanan birinin, ilişkilerini sürdürebileceğini düşünmesi ne komik. Ne kadar farklılaşsam da içimdeki çelişkinin göçüp gideceği bir hayat düşünemiyorum. Keşfetmediğim/keşfetmeye çalıştığım bir yolculuğum varken başkasıyla kendimi paylaşabileceğimi düşünemiyorum artık. Karar birliğine vardık o halde. Bütün bunları idrak eden birinin sağlıklı ilişki yaşayabileceğini düşünemiyorsunuz değil mi? Yaşamadan anlamıyorsunuz, bazı şeyler için geçerli değil bu her şey için geçerli. Tecrübe etmeden, dikenli yollardan geçmeden, olmamanız gereken yerlerde olmadıktan sonra fark edemiyorsunuz. Ne kadar başınızda konuşup dursalar, nasihat verseler de yaşayacağınız ne varsa yaşıyorsunuz. Görmek durumunda kalıyorsunuz gözünüzü kapadığınız şeyleri. Yakıştıramadığınız her şeyi birer birer yaşayınca anlıyorsunuz, bir başkasının konuşmasıyla değil. Tanıklık etmeden, canınız yanmadan anlayamıyorsunuz; inatçıyız çünkü aksini ispat edeceğiz diye sürdürüyoruz umutsuzca, içten içe neler olacağını bilerek. Güle oynaya girmeyi kabul ettiğiniz çiçek bahçesinin aslında alevler içinde yanan bir orman olduğunu göremiyorsunuz. İşte gözlerim açıldıktan sonra o alevler içindeki ormanda farkına vardım istediğimin bu olmadığını, yaşadığım ilişkilerin aslında bir yanıltmaca olduğunu. Asıl ihtiyacım olan şey yalnızlık benim, çiçek bahçesi de cayır cayır yanan orman da benim içimde. Öğretmeni ihtiyaç olarak görecek yaşı geçtim belli ki. İstediğim şey, bir başkasının koltuk değneklerini kullanmadan bu yolculuğu sürdürmek! Fakat yine söylüyorum, bir süreliğine bana değneklerini ödünç verenler.. iyi ki varsınız/vardınız.

Bir cevap yazın