Kıymık

Çok fazla çabalıyoruz, uğraşıp didiniyoruz ulaşacağız diye ulaşılamayacak olana. Çabamız bir yandan komik aslında, kendimizi çok büyütüyoruz tüm mutluluklar bizim olmalıymış gibi hissediyoruz nedense; bunun imkansızlığının farkında olmadan çabaladığımız için komik. Hayatımıza bu komik ciddiyetle devam edersek, emeklerle kurulmuş bilinmeze giden o yolda ayağımıza batan tek kıymıkla geri döneriz; çoğu zamanda dönmüyor muyuz zaten? Fakat doğduğundan beri ayağında kıymıklarla gezen biri için mutsuzluk, hatalar, acılar bir lütuftur. Bildiği her şeyi onlara borçludur. Hatalarına, acılarına sımsıkı sarılır; bütün bunlara sırtını çevirmek kendine sırt çevirmekten başka bir şey değildir. Tam da bu yüzden çabalamaz gerçek olmayanlar için; gerçekler yaşadığını hissettirir insana bir nevi. Herkesin harcında yok bu işte, hayatında karşılaştığı en kötü şey en sevdiği oyuncağını kaybetmesi olan insanlara yazmıyorum ki ben bu satırları. Siz odanızı hangi renge boyayacağınızı düşünedurun, ben kafamın içinde bir evren inşa ediyorum. Acılarınızı küçümsedim yine, bunu yapmaktan ne zaman vazgeçeceğimi bilmiyorum. Hayır, hepsine saygılı olmalıyım; başınıza neler gelmişse -iyi ya da kötü- bunlar sizi bugün olduğunuz insan yaptı. Sizin acılarınızı küçümserken aslında kendiminkileri büyütüyorum gözümde, hatalıyım! Yapmamam gereken her şeyi yapıyorum, yazmamam gereken konularda yazıyorum; siz ne düşündüğümü sormadan. Fakat ben zaten kendime yazıyorum. Benliğimi mercek altına almadan, kendime sormadan pürüzlerimi nasıl fark edebilirim ki? Kalemim bana bir tokat gibi geliyor, uyuyakalmamak için yolum, yolculuğum kalemimden başlıyor; nerede biteceğini merak etmiyorum, mutlu son da yazmıyorum. Masallar yazacak o küçük çocuk sormadan kapıyı çekip gitti bile.

Bir cevap yazın