Melodi

İlk defa hangi kitapta, hangi satırın altını çizmiştim acaba? Beni o satırların altına iten şey neydi ya da? Bütün o satırları kronolojik biçimde sıralayıp kendi evrimimi görme şansına erişebilirim belki de. İlk başladığım yerle son çizdiğim yerin aynı olması beni bir parça korkutmakla beraber bir  yandan da yolculuğun dairesel olduğunu, başlangıcının da sonunun da aynı noktada birleştiğini gösterir bir nevi. Olmam gereken yer hep aynıydı, zaman kavramından bağımsız; buna değişim denir mi bilmem fakat sadece yanımda olmalarına izin verdiğim insanlar gelip geçtikçe farklılaşıyordu her şey. Olmam gereken yerden beni uzaklaştıran her şeye ben izin verdim; uygunsuzluğun ilk belirtilerini de hep görmezden geldim ve değişebileceğine/değiştirebileceğime inandım. Uygun olmadığını düşündüğüm olayların, nesnelerin, kişilerin onları bir yerden sonra zamanıma, mekanıma oturtamadığım için bu denli sığmıyordu yapbozuma. Fazla nemli havaya maruz kalınca boyayı kusan duvar gibiydim aslında, fakat hataların üstüne kat kat boya atıp kamufle etmeye çalıştıklarım bana karşı dolduktan sonra kaçıp gidiyorlar. Kaçıp gitmeleri iyi bir şey, paylaştığımız yol eğri büğrü bile olsa iyi ki tek parça diye şükrettiğim şeyi kırıp döken insan ben olamam. Neden böyle bilmiyorum, düşünecek zamanım var. Kendine zalimce dürüst olma evresindeyim eğer kendimi aşıp özü öğrenmek istiyorsam odada hiçbir kuru gürültüye yer bırakmamalıyım. Dengemi bulmadıktan sonra yazsam, okusam, düşünsem ne fayda? Bundan dolayı, kendinizle bu denli vakit geçirmeniz aslında etrafınıza yaptığınız bir iyilik. Melodinizi dinlemeye devam edin, kendinize dışarıdan bakıp “öteki” olduğunuzda durmanızın vaktinin geldiğini anlayacaksınız.

Bir cevap yazın