Büyümeyi Seçmek

“Akıl yaşta değil baştadır.”, “Aklını başına al!” İkisi de benim için hayatım boyunca ünlem cümlesi oldu sanırım. Oyuncak bebeklerimi saymam gereken yerde yaşadıklarımın ağırlığını hesaplamaya çalışıyordum. Çevreme nasıl en az şekilde yük olabilirim diye düşünmekten bir tüy kadar hafif olmayı başardım. O zaman farkında değildim belki de, ama şimdi düşününce zaman aşımına uğramış olayların beni derinden yaraladığını, benliğimde zaman kavramının yitip gittiğini görüyorum. Beni buraya getiren de odur zaten. Genlerime yazılmış bir trajedi var. İçimden kopup gidenler, çocukluğumu erteleyişim, kendime yetişmeye çalışmam hep bu yüzden. Erteledim ertelemesine o çocukluğu fakat sanırım hiç yetişemeyeceğim ona, bu konuyla da barışmam gerek. Susturduğum küçük çocuğun buruk gülümsemesi de silinmeyecek kolay kolay. Büyümek zorunda kaldım, çocukluktan kadınlığa atlamak zorunda kaldım çünkü pembe gözlüklere alışamadan çıkardım onları. Tahammülüm kalmadı böylelikle küçük çocukların ağlayıp durmasına, komik biçimde yaşayıp gitmelerine, günlerini gün etmeye çalışmalarına, güzel veya eğlenceli olmayan her şeye sırtlarını çevirdiklerini gördükçe daha da uzaklaştım. Kimsenin suçu değil bu, ben erkence büyümek durumundaydım; kendime narkozsuz bir ameliyat uyguluyormuşçasına geçirdim her saniyeyi. Parmağını koltuğa vurunca dünyaya lanet okuyan birisiyle ortak paylaşacak hiçbir şeyim yok benim.

Yaşadıklarımla büyüdüm ben, yıllardan bağımsız. O zaman bilmiyordum, geleceğe acılarımla yatırım yaptığımı; şimdi en güzel hediyem onlar. Sorguluyorsam, soyutluyorsam, çalışıyorsam, yalnızlığımı paylaşamıyorsam hepsi onlar sayesinde. Hep yaşımdan büyük laflar ederdim zaten, 35 yaş derlerdi bana, keşke şaka yapıyor olsam ama doğru. 10 yaşında 35 olduğuma göre kolay bir hesaplamayla şimdi 66,5 yaşındayım; aksini iddia edebileceğimi düşünmüyorum. Hala bırakamadım yaşımdan büyük laflar etmeyi, üzerime yapıştı böylece güzel bir özelliğim. Bir evde altı kişi yaşadığınız zaman, kelimenin tam anlamıyla 6 hayatı yaşıyorsunuz; yüzlerini, mimiklerini, sözlerini, mutsuzluklarını, telaşlarını, deneyimlerini paylaşıyorsunuz. Bundandır bir yanımda güneşler açarken bir yandan da tufanın içinde olmam, ben sadece “ben” değilim. Aslında daha sessiz ve sakin bir evde yaşamayı her zaman düşlemişimdir, fakat bu satırları yazamazdım o durumda. Fakat ben evime, aileme çok şey borçluyum; körlük dünyasında gözlerimi açtılar benim. Kendimden gayrı bu 5 kişinin yaptığı tüm hataları kafama kazıdım, yaşamış bulundum ve her seferinde kendime söz verdim aynı tuzaklara düşmeyeceğime dair. Mutluluk arayışım da silinip gitti böylece, büyüdüm çünkü; anlamsız bir arayış olduğunu öğrendim ve o da bir yıldız gibi kayıp gitti, zaten arkasından da tutacak bir dileğim yoktu hiçbir zaman.

Babamdan çok şey öğrendim mesela, emeği ve çalışmayı öğrendim. İçten, en derin yerimden sevebileceğim tek erkek; babamdan gördüm ben işini sevgiyle yapmanın güzelliğini. Çalışıp bir şeyler başardıysam onun sayesinde olduğunu bilerek yaşayacağım sanırım hep. Ayaklarımın üstünde duruyorsam da ondandır. Tam da bu yüzden altın emzikle gezen şu çocuklarla anlaşamıyorum, paylaşacak bir şey bulamıyorum. Babam çoğu zaman suskundur bir de, gereksiz konuşmaktan hiç haz etmez bilir çünkü hiçbir anlamı olmadığını. Eve meyve sebze getirdiği günlerdeki mutluluğu bu dünyada beni yanıltmayacak tek şey.

İşte büyüyoruz bir şekilde, kimimiz daha küçücük bir çocukken yılların tecrübesine göğüs geriyor, kimimiz de yılların geçmesini beklerken gününü gün ediyor. Kierkegaard’a göre varoluşun birinci aşamasında bu kişiler, o da estetik aşama denilen yer. Bu insanlar duyular dünyasında yaşayıp gider ta ki duyusuz bireyler olana kadar. Büyümeyi reddederler genelde. Dışsal, duyusal koşuların bir kölesi haline gelirler yavaşça. Buradan tam anlamıyla kurtulabilenleri ikinci bir aşama bekler, o da etik aşama. Dış dünyanın ona sunduklarının bir yanılsama olduğunu kabul edip kendi varoluşunun bilincine varılan aşamadır bu. Birinci aşamadan ikincisine keskin bir viraj söz konusu değildir, bireyin kendi isteği ve seçimiyle gerçekleşmesi gerekir. Belki de büyümenize izin verip bunu seçme vaktiniz gelmiştir.

Bir cevap yazın